“Kafkasya” İmgesi ve “Kafkasyalı” Politik Kimliği: Coğrafyadan Siyasal Aidiyete Bir Kimlik İnşası
07.03.2026
Türkiye diasporasında Kafkasya kökenli öğrenciler tarafından düzenlenen ve sonuçları yayımlanan “Kafkasyalı Öğrenciler Ortak Akıl Çalıştayı”, genç kuşakların kimlik meselesine dair düşünsel yönelimlerini ortaya koyması bakımından dikkat çekici bir girişimdir. İstanbul’da gerçekleştirilen çalıştaya 18–28 yaş aralığında toplam 35 öğrenci katılmış; katılımcılar Türkiye’nin yanı sıra Adigey, Çeçenistan, Dağıstan ve Kabardey-Balkar Cumhuriyeti gibi anavatan bölgelerinden gelen gençlerden oluşmuştur. Farklı üniversitelerden 10 farklı Kafkas halkına mensup öğrencinin bir araya gelmesi, diasporada ortak meselelerin tartışılmasına imkân veren önemli bir düşünsel zemin ortaya koymuştur.
Çalıştay kapsamında yürütülen “Kafkasyalı – Çerkes Kimliğinin İnşası” başlıklı grup çalışmasında “Kafkasyalı” kimliği, tekil bir üst kimlikten ziyade “farklı etnik unsurları ortak noktada toplayan” çok katmanlı bir yapı olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım, etnik kimliklerin varlığını inkâr etmeksizin onları kapsayan daha geniş bir siyasal aidiyet çerçevesi kurma arayışını yansıtması bakımından toplumsal gelecek adına umut verici bir perspektif ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte çalıştay raporunda “Kafkasyalılık” açısından en güçlü bağın “ortak hafıza” olduğu vurgulanmış ve özellikle Rus-Kafkas savaşları gibi tarihsel travmaların tüm Kafkasya halklarını bir araya getiren temel referans noktası olduğu ifade edilmiştir. Kuşkusuz bu tespit tarihsel gerçekliğin önemli bir boyutuna işaret etmektedir. Ancak “Kafkasyalı” siyasal kimliğinin ortaya çıkışı ve gelişimi yalnızca ortak travmaların yarattığı bir hafıza alanı ile yetinmeyecek kadar daha geniş bir tarihsel ve siyasal bağlama sahiptir.
Çalıştay raporunda ayrıca, Kafkasya halklarının birlikteliğinin önündeki en büyük engelin tarihsel ve güncel siyasal politikalar ile içsel farklılıklar olduğu tespit edilmiş; buna karşılık bu çeşitliliğin bir zenginlik olduğu ve birliğin temelinin “geçmişin acılarında değil, geleceğe dair ortak bir umutta” yattığı yönünde güçlü bir görüş birliği oluştuğu ifade edilmiştir.
Toplumsal geleceğe dair umut vadeden bu yaklaşım, Kafkasyalı kimliğinin yalnızca ortak acılar etrafında şekillenen bir hafıza alanına indirgenemeyeceğini, aynı zamanda ortak bir gelecek tasavvuru üreten siyasal bir aidiyet formu olarak düşünülmesi gerektiğini göstermektedir. Nitekim 20. yüzyılın başlarında bu yönüyle belirginleşen “Kafkasyalılık” anlayışı, kurumsal pratikleri, diaspora örgütlenmeleri ve çeşitli tarihsel dönemlerde ortaya çıkan siyasal-kurumsal girişimler aracılığıyla yalnızca tarihsel bir dayanışma söylemi olarak değil, daha ziyade ortak bir siyasal gelecek fikrini kurumsallaştırma çabası olarak somutlaşmıştır.
Bu makale, genç kuşakların ortaya koyduğu bu umut verici yaklaşımı dikkate alarak, çalıştayda grup çalışmasına da konu başlığı olan “Kafkasyalı” üst siyasal kimliğine dair tarihsel referans eksikliğini gidermek; hem bu çalıştaya hem de genel manada bu tür tartışmalara mütevazı bir katkı sunmak amacıyla kaleme alınmıştır.





